|
Kalite konusunda hakim olan yanlış düşünceler, ön yargılar, yapılan hatalı ve yanlış uygulamalar sebebi ile organizasyonların kaliteye yaklaşımlarında tedirgin olmalarını beraberinde getirmektedir.
Klasik bir yapıdan kurtulmaya çalışan, yönetim anlayışlarını, işlerlik derecelerini, çalışanlarına bakış açılarını vizyonel bir perspektif zihniyeti ile değiştirmek isteyen organizasyonlar yanlış algılar ve/veya uygulamalarla bolca karşılaştıkları için ve de maliyet belirsizlikleri nedeni ile kaliteye bakışta çekimser kalmaktadırlar.
Bu nedenlerle kalite yanlışlarını; var olan yanlış düşünceler (1), uygulamada yapılan yanlışlar (2), anlaşılmasında ve yaygınlaştırılmasında yapılan yanlışlar (3),
şeklinde üç ana etken altında toplayabiliriz.
Bu etkenler, organizasyonlarda etkili bir kalite anlayışını, çalışmasını engellemekte ve başarısız uygulamalara neden olmaktadır. Bu başarısız göstergeler maliyetlerde yol açacağı yükselmeler ve kaliteye olan bakışa güvensizlik yaratacağından önemle üzerinde durulması gereken hususlardır.
Yanlış bilinen “kalite yargıları” ve bu yargılara karşı savunulan durum;
Kalite, lükstür. Uygulanması şart değildir.
Kalite, lüks bir görüntü sunabilir bize. Ne güzel! Bu lüks görüntü aslında gerçekleştirilen işte, işe değer katan her şeyde ihtiyaçları ve gereklilikleri savunan; hatayı, riski, maliyetleri azaltan, avantaj sağlayıcı bir niteliktir. Organizasyon içerisinde yer alan tüm katılımcılara değer verir, organizasyonun kendisine (ürüne, hizmete, vizyonel görünüşe, işlerin yapılabilirliğine vb.) değer katar. Bu değer, lüks bir anlayış görüntüsü veren kalite ihtiyacını doğal bir görünüşe çevirir.
Kalite, ölçülemez.
Bu yargı, üretilen ürün ve/veya sunulan hizmetin gerek soyut gerekse de somut göstergesi olduğu için düşüncede yanlıştır. Müşteri tatmini ise kalite, müşterinin algısı ile beklediğinin farkı değimlidir aslında? Bu açıdan bakınca soyut algı çok önemli değimlidir müşteri için. Ki bırakın soyut bir kavramın kalitesinin varlığını, izlediğimiz, ölçtüğümüz, performansının takibini gerçekleştirdiğimiz elle tutulur, gözle görülür bir ürün ve/veya hizmetin kalitesi ön plana çıkmaz mı? Bu da soyut veya somut bir ölçümleme ile kalitenin durumunu açıklamaz mı bize? Elbette açıklar.
Kaliteli ürünler için ekonomik faktörler gereklidir.
Sadece ekonomik faktörlerin varlığı kalite için olmazsa olmaz değildir. Kaliteli ürün ve/veya hizmet ya da kalitesiz ürün ve/veya hizmet üretilmesinde ekonomik varlık tek başına bir sebep olarak algılanmamalıdır. Önemli olan var olan kaynaklarla, yani; üretim şekli, yönetim şekli, ekonomik varlık, iş gücü, çalışılan çevre, müşteri beklentileri vb daha sayılabilecek birçok unsurun varlığını etkili bir şekilde yönetmektir. Zaten kalite ile amaçlanan da gereği kadar maliyetle en kaliteliyi ortaya çıkarmaktır. Ama bu gereği kadar maliyet iyi tespit edilmeli, doğru uygulanmalı ve kontrol edilmelidir.
Kalite ile ilgili problemler çalışanlardan kaynaklanır.
Kalite, öncelikle yönetimin önceliğidir. Yönetimin alacağı kararı organizasyon içerisinde yer alan tüm çalışanlara iletmesi gerekmektedir. Onların bu sistemin önemli varlıkları olduğunu, yapılan ya da yapılacak işin onların desteği, bilgisi ve katkısıyla daha da değerleneceğini belirtmesi, güçlü bir organizasyonel akışla da yönetmeleri gerekmektedir. Yani problemlerin kaynağı çalışanlar değildir. Çalışanlar, arkalarındaki bu gücü hissettikleri, kendilerinin yapılan işte ne kadar değerli olduklarını gördüklerinde; işlerine gösterecekleri önemin ne denli arttığının ilk farkında olacaklar yöneticiler olacaktır. Çalışanlar organizasyonların en önemli kaynağıdır. Bu güçlü kaynağı yönetim kuracağı etkili sistemle iyi yönetmeli, çalışanlarının tecrübelerinden faydalanmalı, gerekli tüm eğitimleri aldırmalı, yürütülecek işe katılımlarını sağlamalıdır. Tüm bunların yanı sıra işi ve iş akışlarını, görev ve tanımlarını, sorumluluk alanlarını belirlemeli ve kontrol etmelidir.
Kalite, verimliliği engeller, ilave iş gücü getirir.
Tam tersine kalite verimlilik için, proses ve sistem yaklaşımını benimser. İlave iş gücünden ziyade yapılan çalışmalarda kolaylık sağlar. Bu sayede gerçekleştirilen ürün ve/veya hizmet için denge noktalarını, kontrol noktalarını belirler. İzler, ölçer ve yapılacak çalışmalarda israfı, hatalı üretim ve/veya hizmeti önler. Bu sayede tek defada doğru üretim ve pozitif maliyet getirilerini sağlar.
Kalite, yapılan çalışmalarda aksaklık ve zaman kayıplarına neden olur.
Uygulamalarda yapılan yanlışlar neden olmuştur bu ön yargıya. Aslında yapmamız gereken sadece yaptığını yaz, yazdığını yap değil midir? Yapılması gereken bu kadar basit ise, neden ek zaman ya da işlerde aksaklık yaratsın ki? Yapılacak şeyi biliyor isek, kuralına göre, hazır olunan yerde kuralda olan diğer bileşenlerle birlikte isteneni ya da yapmamız gerekeni sonlandırmaktır. Akabinde bize kalan gözlem, kontroldür.
Kalite, sadece kalite sorumlusunun ya da kalite biriminin işidir. Başkalarını bağlamaz.
Kalite, üst yönetimden başar ve organizasyon içerisindeki herkesi kapsar. Burada kalite sorumlusu ya da biriminin görevi koordinasyonu sağlamaktır. Boş bürokrasiler ile anlamsız zaman kayıpları ve yargılar nitelikte bir denetim mekanizması değildir kalitecinin görevi. Organizasyon bütünlüğüdür kalite. Bu sebeple de bütünsellik yaklaşımını önemser. Katkıyı böler, herkese dağıtır. Böylece, başarı için tüm çalışanlarından istifade eder.
İşte bu yanlışlar, kalite bilincine hiç sahip olmayan, amacı yalnızca kâr etmek olan, özellikle de pazarda rakibi olmayıp, her yaptığını satacağını düşünenlerin yargılarıdır.
Klasik yönetim anlayışının varlığı. Tepe yönetiminin görüş ve düşünceleri doğrultusunda tepeden aşağıya doğru inen bir hiyerarşi içinde organizasyon yönetilmekte, astlar, amirlerinden aldıkları talimatlara göre işlerini görmektedirler. Bu astların sorumluklarını azaltıp, işe olan katkılarını ihmale neden olmaktadır. Kalite ise, müşteri beklentileri doğrultusunda organizasyonun tüm katılımcılarının ve müşterilerinin tatmininin sağlanmasını amaçlar. Bu da yönetimin sorumluluğundadır. Klasik yönetim anlayışının terk edilmesi, hiyerarşik bir anlayıştan vazgeçilmesi ile sistemin değer kazanması sağlanabilir.
Kalitenin kendiliğinden olmayacağı bilinmelidir. Kalite, tüm organizasyon katılımcılarının zincirleme reaksiyonunu gerektiren, süreklilik ve takip içeren bir yol haritasıdır. Tüm bileşenlere yanıt verebilme yeteneğidir.
Organizasyonlar, kalite hakkında yanlış bilinen ve açıklamaya çalıştığımız farklı unsurlar sebebiyle kalite hakkında beklenilen sonuçları alamamaktadırlar. Bu yüzden, öncelikle yol haritasının ve ulaşılmak istenen hedeflerin, kalite ile nereye varılacağının bilincinde olmalıdırlar.
Kalite, bu yüzden her organizasyon için özgü bir kavram niteliği taşımalıdır. Organizasyonun, tüm fonksiyonlarını ölçüp tartarak hareket etmesi, hedefi için daha keskin ve özel uygulama içermelidir. Nihai ürün ve/veya hizmet için gerekliliklerini bilmeli ve tanımlamalıdır. Var olan yeteneklerini, kaynaklarını en doğru şekilde kullanmaya sevk etmeli, tüm bunlarla ilgili idare mekanizmasını kurmalıdır.
“Kalite yanlışları” nın düzeltilebilmesi için;
§ “Kalite” benimsenmeli, organizasyona anlatılmalı,
§ “Kalite” ile ne amaçlandığı bilinmeli ve tanımlanmalı,
§ Gerekli ise danışman kişi ve/veya kurumlarının desteği alınmalı,
§ Üst yönetimin konuya duyarlı, sürecin içerisinde ve takipçisi olması,
§ Yeterli kaynak ayrılmalı,
§ Yapılan çalışmaların takibinin yapılması, etkilerinin ölçülmesi,
§ Denetim ağının kurulması,
§ Proses kontrollerinin yapılması,
§ Güçlü bir iletişim mekanizmasının kurulması,
§ Yapılan iş niteliğine göre görev, yetki ve sorumluluklar tanımlanmalı,
§ Kalite politikasının net olması, vizyonel bir perspektif nitelemesi,
§ Uygulama başlar başlamaz kar beklentisi içerisinde olunmamalı,
§ Tüm çalışanların sürece dahil olmasının sağlanması,
§ Tedarikçilerle karşılıklı kazanç prensibinin geliştirilmesi,
§ Kalitenin anlaşılması ve yaygınlaştırılması için eğitimlerin verilmesi, eğitimlerin de etkinliğinin değerlendirilmesi,
§ Etkili, adil ve ölçülü bir “ödül-ceza” sistemi oluşturulmalı,
§ Kalite kutlamalarının yapılması,
Kalitenin benimsenmesinde yapılan temel hatalar, net ihtiyaç belirsizliği ve bu konudaki çekimser bakış ile gereksiz bürokrasi, yetersiz eğitimler, yanlış yöntemler bu kavramın önemini maalesef etkisiz kılmaktadır.
Kalite hakkındaki bu yanlış bilinenlerin, organizasyonları etkileme kapasitesi; yapılacak doğru uygulamalar ile kısa sürede ortadan kalkabilir. Burada önemli olan, karar vericilerin bu işe duydukları önemin ne olduğudur. Karar sonrasında ise geriye kalan yol haritasının işe özgü bir şekilde hazırlanması, tanımlanması ve uygulanmasıdır. Uygulamaların kontrolü ve sürekliliğinin sağlanması da bu çalışmaların etkinliği için önemli diğer unsurlardır.
|